11.03.2026
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "sanık Ekrem" ifadesine ilişkin, "Adalet Bakanı önce kendi mal varlığını açıklasın, sonra da haddi olmayan konuşmalar yapmasın. Çünkü burada duruşma düzeninin nasıl sağlanacağı buradaki mahkeme heyetinin karar vereceği, onların takdirinde olan bir konudur" dedi.
CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması öncesinde ANKA Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu. Gökçen, şunları söyledi:
“Adalet Bakanı Akın Gürlek, sürecin en başında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak bu iddiaları, iftiraları derleyen, bunları yandaş basına konuşan kişiydi. Şimdi geldiğimiz noktada kendisi Adalet Bakanı olarak atandı. Hakimler Savcılar Kurulu'nun da başkanı olarak görev yapıyor. Yani burada hangi dosyanın hangi mahkemeye düşeceği, o mahkemenin hangi hakimlerden oluşacağı, hangi hâkimin nerede görev yapacağı, hakimlerin disiplin işlemleri, özlük işlemleri hepsi Hakimler Savcılar Kurulu'na bağlı.
"Bir savcının mahkeme heyetindeki bir hakimle şakalaştığı nerede görülmüş"
Kendisi ‘selamlama konuşması yapılamaz’ demiş. Burada yaşanan şuydu: Bir usul tartışması yapıldı duruşmanın ilk gününde. Duruşma başlatılamadı çünkü mahkeme heyeti burada düzeni sağlayamadı. Yoklama yapmadı. Duruşma salonunda kimlerin olup olmadığı belli değildi. Ama madem kendisi bir şovdan bahsediyor. O zaman bir savcının orada yargılanan kişilere parmak salladığı nerede görülmüş? Bir savcının mahkeme heyetindeki bir hakimle şakalaştığı nerede görülmüş? Bir cumhurbaşkanı adayı arkasında 15,5 milyon yurttaşımızın oyu olan bir cumhurbaşkanı adayına ‘sanık Ekrem’ diye, ‘sen’ diye hitap edildiği nerede görülmüş? Ya da bir mahkemenin iddianameyi kabul ettiği ne zaman mahkeme tarafından değil de savcılık tarafından açıklanmış?
Mahkeme dosyasında hiç olmayan, iddianamede hiç olmayan ve yer almayacak bazı iddiaların soruşturma aşamasında televizyonlara sızdırıldığı ‘560 milyar yolsuzluk’ diye haberler yapıldığı, ondan sonra da iddianamede yer almadığı nerede görülmüş? ‘Parkelerin altında 2 milyon dolar var bunlar ortaya çıkacak, iddianamede çıkacak, duruşmalarda göreceksiniz’ diye televizyonlarda konuşulan yalanların hiç iddianamede bile yer almadığı nerede görülmüş?
‘Bin 200 tane televizyon’ dediler iddianamede çıkmadı. ‘Rüşvetin ses kaydı olacak’ dediler. İddianamede yok. Burada duruşmada hiç bunları tartışmayacağız. Çünkü iddianamede bile yok. Bir iddia olarak bile hukuken karşımıza getirilmedi. Bunun gibi birçok şey… ‘Bavullarda paralar’ dediler. İçinden jammer çıktı. İddianamede ‘bavulda para var’ diye bir şey yok. ‘Kasalardan paralar çıktı’ dediler. TRT'de stok görüntü kullandılar ‘içinden dolarlar çıktı’ diye. Bu duruşmayla, bu dosyayla hiçbir alakası yoktu. Bunlar nerede görülmüş? Devlet televizyonunun her gün haber yaparak, burada yargılanan insanlarla ilgili peşin hükümler vererek iftiralar attığı nerede görülmüş?
"Bu duruşmalar canlı yayınlanmalıdır"
Biz şunun altını tekrar çiziyoruz. Duruşmanın üçüncü günündeyiz. Burada savunmalar devam ediyor. Burada kimse şov yapmıyor. Tam tersine biz buranın sakin bir şekilde ilerlemesi için gayret ediyoruz. Burada adil bir yargılanma yapılsın diye mahkeme heyeti değil, ne yazık ki mahkemenin kendisi değil, bizler gayret ediyoruz. Bizler şunu söylüyoruz her fırsatta ve bundan sonra da söylemeye devam edeceğiz: Bu duruşmaların canlı yayınlanması gerekiyor. Bu duruşmalar canlı yayınlanmalıdır. Hepimizin vergisiyle görev yapan TRT tarafından canlı yayınlanması gerekir. Böylece milletimiz neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, neyin doğru, neyin yalan olduğunu, neyin iftira, neyin gerçek olduğunu kendi vicdanıyla baş başa değerlendirebilecektir. Bu duruşmaların canlı yayınlanması lazım.”
Gökçen, “Bugün Adalet Bakanı konuşmasının devamında ‘oradaki şahıs sanık Ekrem İmamoğlu da mahkeme tarafından belirlenen günde savunmasını yapacaktır’ dedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Duruşma düzenine de kendisinin karar verdiğini herhalde daha net ifade edemezdi. Bakın şunu hatırlatmak istiyorum. 18 Mart günü, ertesi gün bir operasyon yapılacağı belliydi. O operasyonu İstanbul Üniversitesi'nde idari işlemi yapacak olan kişiler biliyordu. Öncesinde baskılar sonucunda dekanın istifa etmesine sebep oldular. ‘Diplomayı iptal et’ dediler. Diploma iptal edileceği zaman ne düşünülmüştü? Diploma nerede gerekir? Bir, akademisyenseniz eğer o zaman diploma gerekir. İki, cumhurbaşkanı adayı olacaksanız o zaman diploma gerekir. Tam da cumhurbaşkanı adayı olmayı düşünen, ön seçime hazırlanan, ön seçime girmek üzere olan bir siyasetçi hakkında daha önce Erdoğan'ı dört kere yenmiş olan, bundan sonra da hep kazanacak olan bir aday hakkında diploma iptali kararı verdiler. Ertesi gün de evini basarak otobüslerce polisi oraya diktiler ve kendisini gözaltına aldılar.
Neyi hesapladılar? Tam dört gün sonra yani gözaltı süresi dört güne kadar uzatılabiliyor. Dolayısıyla dört günü hesap ettiler. Ön seçimden dört gün önce bu gözaltı işlemini yaptılar. Ön seçimle aynı güne tutuklamayı denk getirdiler. Eğer Cumhuriyet Halk Partisi'nde kurultayda değişim olmamış olsaydı bu iddianamede o kurultay yer alacak mıydı? O kurultaydan görüntüler, o kurultayda açılmış olan’ özgür gelecek’ pankartı o kurultayda atılmış olan ‘Özgür Başkan’ sloganları yer alacak mıydı? Eğer CHP 31 Mart'ta seçimi kazanmamış olsaydı o zaman CHP hakkında ‘kapatılsın’ diye ‘Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunacağız’ diye ifade yazar mıydı? Ya da eğer Ekrem İmamoğlu bu seçimlerde kazanacak olan cumhurbaşkanı adayı olmamış olsaydı o zaman cumhurbaşkanı adayı olmak, ülkeyi yönetmeye talip olmak diye bir suç bu iddianamede yer alacak mıydı?
"Kime kimin nasıl hitap edeceğine karar verecek olan Adalet Bakanı değildir"
Adalet Bakanı önce kendi mal varlığını açıklasın. Sonra da haddi olmayan konuşmalar yapmasın. Çünkü burada duruşma düzeninin nasıl sağlanacağı buradaki mahkeme heyetinin karar vereceği, onların takdirinde olan bir konudur. Ve burada her birimiz sükunetle bu duruşmanın, bu yargılamanın düzgün bir şekilde ilerleyebilmesi için çaba gösteriyoruz. Kime, kimin, nasıl hitap edeceğine karar verecek olan Adalet Bakanı değildir.”
Gökçen, TRT’nin yaptığı “İmamoğlu suç örgütü davasında iddialar ve gerçekler” adlı paylaşımına ilişkin de şunları söyledi:
“TRT Haber, bütün vatandaşlarımızın vergisiyle bir çalışma yapmak zorunda değilmiş gibi kendisi bazı paylaşımlarda bulunmuş sosyal medya hesaplarında. Daha önce TRT'yi biliyorsunuz, stok görüntü kullanarak kasalardan sanki paralar çıkmış gibi haberler yapmıştı. Daha önce Selim İmamoğlu hakkında, banka hesapları hakkında yalan haber yapıp özür dilemek zorunda kalmıştı. Yine en son maçta Liverpool'un taraftarlarının Atatürk'le ilgili açmış olduğu pankartı gösteremeyen, onu haber yapamayan TRT, Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarıyla ilgili, burada diğer belediye başkanlarımız, bürokratlar yargılanan herkesle ilgili peşin hüküm veren paylaşımlar yapıyor bugün. Ve TRT Haber şunu söylüyor: Suçlar sadece tanık ifadeleriyle görülmüyor. Suçların hepsi somut delillerle destekleniyor.
Bakın bu somut delil nedir biliyor musunuz? Burada dün Aykut Erdoğdu'nun hiç burada da yargılanmıyor olması gerekir. Yetkili mahkemeler Ankara'dadır. Ancak burada yargılanıyor kendisi ve sadece bu etkin pişmanlık ifadeleri dışında kendisiyle ilgili sadece bir tane somut delil gösterilebiliyor. O somut delil HTS kaydı. HTS kaydında ne söylüyor? Aykut Erdoğdu 42 saniye içinde Fatih'ten Beyoğlu'na, Beyoğlu'ndan Üsküdar'a gitmiş. Buna somut delil diyorlar işte. TRT Haber'in bahsettiği somut delil bu.”